Ana içeriğe atla

Mister Ne Demek İster? Bölüm:2 "Biraz Vizyon İster Misiniz?"


     Merhabalar, bugün konumuz bir önceki bölümde olduğu gibi milli takım durumu.Öncelikle kısa bir özet geçip konumuzla ilgili görüşlerimi aktarmaya çalışacağım. Türkiye Futbol Federasyonu'nun resmi internet sitesinden 11.02.2019 tarihli yaptığı açıklama ile A Milli Takım Teknik Direktörü Mircea Lucescu ile yollar ayrıldı. -Bu yazımı kaleme almaya başladığımda yeni teknik sorumlu açıklanmamıştı. O yüzden ben akışıma sabit kalacağım en sonda Sayın Şenol Güneş Hoca'mızın açıklamalarından neler çıkardığımı dile getirmeye çalışacağım.- Lucescu gönderildiğinde ilk olarak oynatılan kötü futbol ve başarısızlık üzerine nasıl bir yol güdülmeliydi diye düşündüm. Acaba formda giden bir antrenör mü gelmeli yoksa vizyon sahibi bir antrenör mü gelmeliydi? Ben bu soruya yakın arkadaşlarımla konuşurken ya artık vizyona mı yönelsek 5 yıl 7 yıl hiçbir şey beklemeden geçiş süreci adı verilsin de bu sürecin sonucunda turnuva takımı olsak diyordum. Örnek verecek olursak halihazırda Altınordu'nun teknik direktörü Hüseyin Eroğlu, Göztepe'de çıkış yapmış ve halihazırda aynı takımda çalışan Tamer Tuna, ısrarla ve ne zaman milli takıma teknik direktör aransa Yılmaz Vural, Çaykur Rizespor'un teknik direktörlüğünü yapan Okan Buruk, Alanyaspor'da çalışan Sergen Yalçın, Almanya'nın birinci ligi olan Bundesliga'da görev yapmış olduğu görevlerin ardından şuan boşta olan Tayfun Korkut gibi teknik direktörler aklıma geldi. İlk tercihim ne kadar Yılmaz Vural'ı sevsem ve bu göreve yakıştırsam bile ve ne kadar da birinci ligde takım yönetmemiş olsa bile Hüseyin Eroğlu'ydu. Nedeni ise yıllardır Altınordu'da yaptığı işi ülke geneline yaymak için hem bir danışman hem de sistem oluşturması için tercih etmiştim. Aklımdaki bu tercihle yapılacak ilk iş olarak Hüseyin Hoca'dan ülke genelinde tesisleri gezmesini ve bir rapor oluşturarak eksiklerin çıkarılmasını ve federasyon tarafından bir kongre düzenlenip bu tesisleşme için çalışmaların yapılmasını teşvik edici kredi imkanı gibi birçok imkanın durulmasıydı. Sonraki süreçte hocanın tercihlerine

karışılmadan istediği kadronun oluşturulması ve maçların sonuçlarını beklemek. En sonunda ise yapılan yatırımların mahsullerini toplamak kalacaktı. 
      Gelelim formda ve klasikleşmiş isimlere... -Hemen bir dipnot atalım yukarıda verdiğim isimlerin hepsi de formda isimler.- Milli takım koltuğu ne zaman boşalsa ismi geçen isimlerden başlayalım. Halihazırda Beşiktaş'ta görev alan Şenol Güneş, Kasımpaşa teknik direktörü Mustafa Denizli, - ne kadar şuan için imkansız görsem de her seferinde ismi geçiyor diye- Galatasaray'ın başında olan Fatih Terim, bu üçlüye son beş yıla yakın süredir giren halihazırda Atiker Konyaspor'un teknik patronu Aykut Kocaman gibi isimler aklılardan geçmiştir. Bu isimlerden herhangi biri gelse bile kimsenin aklından başarısızlık geçmeyecektir. 
       Yukarıda geç de olsa önerimi söyledim. Ancak gelinen durumda A Milli Futbol Takımı'mızın teknik direktörlüğüne Şenol Güneş getirildi. Sanmayın ki ikinci paragrafta yazdığım isimler vizyonsuzdur diyorum. Bu dört değerli teknik adamın Türk Futbolu'na verdiği katkılar göz önündedir ve hepsinin de birer vizyona sahip olduğu açıktır. Belirttiğim vizyon federasyonel bir vizyondur. Formda ve bence işin felsefe kısımını da en diplerine kadar çözmüş Şenol Güneş'in getirlmesi başarılı bir karardır. Hocanın demeçlerini olabildiğince yapıcı olabildiğince bütünleştirici bir akış içerisinde büyük bir keyifle dinledim. Aslında gelen yabancı teknik direktörler -ki bunlar: Guus Hiddink ve Mircea Lucescu'a yetişebilidiğim için onlara özgüdür.- dışında başa geçen her Türk antrenör de bu çerçevede konuşmalar yapmıştır. Sorulan soruları yeterince açık bir şekilde yanıtladı hoca. Kadroya çağırılan ve çağırılmayan oyuncular için olabildiğince derin cevaplar verdi. Tam anlamıyla koltuğa yakışır bir tavırla konuşmasını sürdürdü ve bitirdi. Özlediğimiz görüntülerdi. Kadronun eleştrisini burada yapmayacağım haftalık yapacağım değerlendirmelerin içinde yapmayı düşünüyorum. Yapılan basın toplantısında hocanın açıklamaları benim aklımda daha hakkaniyetli kadroların kurulacağı, kemik bir ekibin oluşturulacağı ve bence en önemlisi ne oynadığını bilen bir takımın sahada olacağı fikri uyandı. Tam anlamıyla nasıl bir döneme girdiğimizi bence Haziran ayından sonra daha net göreceğiz. Kararı doğru buluyorum ve Şenol Hoca'mızı canı gönülden destekliyorum. Hocam hem size hem de Türk Futbolu'na hayırlı, uğurlu olsun ve başarılı geçmesi temennimle...
       "Mister Ne Demek İster?" serisinde yazılmış olan her şey bir spor tarihi ilgilisinin görüşleridir. Farklı fikirler illa ki bulunmaktadır. Tıpkı benim o görüşlere saygı duyduğum gibi sizden de saygı bekliyorum. Fikirlerimi okuduğunuz için teşekkür ederim. İyi günler dilerim...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Uygur Türklerinden Gelen Bir Devlet: Eretna Devleti

Eretna Devleti(1327-1381)                 Anadolu Selçuklu Devleti’nin XIV. Yüzyılın başlarında yıkılması sonucunda, yine aynı yüzyılın ikinci yarısında Orta Anadolu’da Sivas ve Kayseri merkez olmakla birlikte, “Alaeddin Eretna Bey” tarafından kurulmuştur(1327). Kurulan bu devlet, diğer Türkmen Beyliklerinden farklı bir yapısı ve özelliği bulunmaktadır.                 1-) Eretna Bey’in Hayatı                 “ Eretna , Uygur Türklerine mensup bir aileden gelmekteydi . [1] ” Fakat Emir Eretna ile ilgili yeterli ve kesin bilgiler bulunmamaktadır. “ Horosan-İran-Irak ülkeleri ile Azerbaycan’a hakim olan İlhanlı Devleti(1256-1335) ordusunda ikinci dereceden bir emir durumunda bulunan Emir Eretna hakkında yeterli bilgi bulunmayışını tabii karşılamak gereki...

Türk Devletlerinin Kuruluş Süreci; Kurttan Türeme Mitleri

Tarih boyunca herhangi bir coğrafi bölge üzerinde birçok devlet kurulmuş ve yıkılmıştır. Konumu itibariyle birçok devletin kurulup, yıkılmasına şahitlik eden devletler ve siyasi teşekküller [1] bulunmaktadır. Şüphesiz ki bu siyasi teşekküller bir şekilde yanbaşlarında gelişen olayları kayıt altına almıştır. Bu kayıtları yaparken bazı unsurları kullanmaktan kaçınmamışlardır. Özellikle eski çağlarda görülen bu kayıt tutma yöntemi, tarihin babası olarak görülen Herodotos [2] ’un da kullandığı hikayeleme yöntemidir. Dünya Tarihi'nde en çok devlet kurmuş medeniyetlerden biri de Türklerdir. Türklerin ana vatanı olarak kabul ettiğimiz Orta Asya Coğrafyası’nda Büyük Hun Devleti, Kök-Türk Devleti, Kutluk(II. Kök-Türk) Devleti, Uygur Devleti gibi birçok devletin birbiri ardına kurulduğu görülmektedir. Bu devletlerin ortaya çıkış süreçlerinde bulunduğu yer bakımından komşu olduğu Çin İmparatorluğu'nun hanedan kayıtları sayesinde elimize geçen belgeler bulunmaktadır. Bu belgelerd...