Ana içeriğe atla

Mister Ne Demek İster;Sorunumuz Ne?

Türk Futbol'unda değişim dönemindeyiz. Her açıdan bir değişim sürecine girdik. Kulüplerimizin mali sorunları, UEFA yaptırımları, gelişen teknolojiye ayak uydurmak için "VAR" sistemine geçiş ve doğru anlaşılamayan kurallı -bu sadece taraftarlarca anlaşılmamış bir durum değil- hem de bu yeni sistemin olmasına rağmen hakem hataları...
BİR MACERA FİLMİNDEN KESİT
Asılında bu değişim 2016 yılında başladı. Kısa özetle Milli Takım EURO 2016 turnuvasına Selçuk İnan'ın son dakikalarda attığı serbest vuruştan attığı müthiş golle gidebilmiştik. Sonra sorular başladı; "Acaba 2008'deki başarı tekrarlanır mı?" hatta benimde içlerinde bulunduğum bir grup ise "Acaba bu senenin sürpriz takımı biz olur muyuz?" diyordu. Ancak daha turnuva başında çıkan haberler takımda iyi gitmeyen bir şeylerin olduğunu göz önüne seriyordu. Prim sorunları, formsuzluklar... Aslında tam da düşündüğümüz gibi turnuvanın sürpriz yaşatan takımı olduk. O dönem Barcelona'da oynayan, Avrupa'da göz önünden bulunan ve takım kaptanı olan Arda Turan'ın -ki daha sonraki dönemde kendi karakterini bir basın mensubuna yapmış olduğu saldırı, takımında tutunamayıp Türkiye'ye dönmesi ve burada da bu tip olaylara devam etmesi gibi...-bir maçta ıslıklanması, Ozan Tufan'ın saçı, oynadığı futbolla beklentilerin altında kalan takımın gruptan çıkamaması... Dünya Kupası Elemeleri'nde kadro seçimi, affedilenler edilmeyenler, oynan oyun ve son dönemde Milli Takım Futbol Direktör'ü sayın Fatih Terim'in şahsi olaylarının tuz biber olmasıyla beraber gerilim TFF ve Futbol Direktör'ünün yollarını ayırmasıyla son buldu. O sıra Dünya Kupası Elemeler'inde kritik bir dönemeçte olan Milli Takım'ın başına emekli olmak üzere olan sayın Mircea Lucescu getirildi.
YENİ YÖNTEM YENİ YÖNETEN YENİ KURALLAR (3Y DÖNEMİ)
Aslında Lucescu'dan başka teknik direktör mü yoktu? Sorun yerli teknik direktörde mi? Yoksa sadece güven meselesi miydi?
Bana göre emekli  olmuş bir teknik direktörün böyle büyük bir göreve getirilmesi yanlıştı. Peki yerine kim gelmeliydi? O dönemin formda olan teknik direktörlerin içinde sayın Şenol Güneş, sayın Abdullah Avcı, sonradan başına geçtiği Antalyaspor'u Süper Lig 5. yapan sayın Rıza Çalımbay gibi yerli teknik direktörler vardı. Bir de yıllarca böyle büyük görevlere talip olduğunu dile getiren ve aldığı eğitim ile bu alanda diğer rakiplerinden daha vasıflı olan sayın Yılmaz Vural, büyük maçların tecrübeli ismi sayın Mustafa Denizli ve sayın Aykut Kocaman gibi seçenekler de vardı. Bence bu görev için seçimde güven ön plana çıktı. TFF Başkanı sayın Yıldırım Demirören Beşiktaş'ta daha önce çalıştığı, başarılı olduğu ve güvendiği ismi Milli Takımı'mızın başına getirdi. Birkaç maç sonra Zenit'in başında eleştirdiği yabancı sınırını Türkiye'de gündeme getiren Lucescu ligde Türk Futbolcu izleyemiyorum bir sınır koymalı gibi şeyler söylemeye başladı. Sonuç Dünya Kupası'na gidemedik. Yenilenme dönemine girdik diyerek ve tamamıyla desteklediğim genç futbolcuların oluşturduğu bir Milli Takım için kollar sıvandı.  Ancak bugün Konya'da oynanan İsveç maçı ile bana göre Lucescu'nun bu işi yapamayacağı artık tüm çıplaklığıyla ortaya çıktı. Yine ne oynamaya çalıştığını anlayamadığım bir formasyonla sahaya çıktı. İlk yarı İsveç'in çok üzerimize gelmemesi ile nispeten daha rahat pozisyonlar bulduk. Ancak son vuruşların kalitesinin yetersiz olması ile skor elde edilemedi. İkinci yarı daha baskılı başlayan bir İsveç vardı. Bizi üstlerine çekerek top kaybetmemizi beklediler ve aldıklarında savunmamızdaki açıkları kullanarak pozisyonlar buldular. Nitekim gol de böyle geldi. Savunmadan çıkarken kaptırılan top dönüp penaltı oldu ve Granquvist'in ustaca vuruşuyla golü kalemizde gördük. Maçın detaylarına girmeye gerek duymuyorum. Amacımız gol atmak mı gol yememek mi önce ona karar vermek gerek. Öncelikli amaç gol yememekse  formda Mert Gönok varken kadroya en iyi günlerini Standart Liege'de geçirmiş Sinan Bolat'ı çağırmak yetmezmiş gibi ilk onbirde sahaya sürmek ne kadar doğru? Savunmanın ortasında pek bir seçeneğimiz yok o yüzden seçimden yana eleştirilecek bir yanı yok. Orta sahada defansa destek veren Okay varken ve 4-2-3-1 dizilişiyle çıkıp oyun içinde 3-1-3-3 gibi bir dizilişe evriliyorken neden Mahmut gibi standart bir ön libero ile başlıyoruz ki elimizde İrfan Can gibi yırtıcı ayağı Mahmut'a göre daha düzgün ve fark yaratacak bir oyuncuyu oynatmıyoruz? Hakan Çalhanoğlu'nu Milli Takımı'mızın sol kanatında olmadığını anlamak içine daha ne olması lazım? Yunus Mallı'nın forvet arkasında oyuna yön verme gibi bir vasfı var mı yoksa 11. kişiyi tamamlasın diye mi sahadaydı? Beklerimiz ileri çıkıyorken neden daha açıktaki beklere pas atmıyoruz bu oyunculardan mı kaynaklanıyor yoksa verilen talimat mı bu? Cenk Tosun gibi sağdan soldan gelen ortaları mümkün olan her şekilde tamamlayan bir forvetimiz varken neden orta açmak için uğraşmıyoruz? Bu sorulara ek duran toplara hiç mi çalışmıyoruz? Biz kullanıyorken kısa pas ile köşe atışı yapıyoruz, rakip kullanıyorken zaafımız olduğunu bile bile kale direklerine doğru-dürüst adam yerleştirmiyoruz. Ama şükür ki Cengiz var kişisel yeteneği ile birkaç etkili pozisyon yakalayabildik ama yetmedi.
SORUN
Yabancı sınırını sorun yapanları anlamış değilim. Sınır varken bol sayıda çok iyi oyuncu çıktı da ben mi göremedim? "Canım ligde beraber oynamayan adamlar Milli Takım'da beraber oynamıyorlar sorun bu." gibi bahanelerde sorunun temelini oluşturmuyor çünkü bu takım Lucescu başa geldiğinden beri beraber oynuyor. Bence sorun teknik adamın böyle bir yapılanmaya yetmemesi. İlk onbirde tek tek sayacak olursak Avrupa'da belirli yerlere gelmiş oyuncularımız var tek sorun bu takımın koordinesini oluşturamamak ve ne oynayacağını bilememek. Sorun Lucescu, sorun yabancı bir adamın milli bir organizasyon başına gelmesidir. Çözümü yerli ve milli bir teknik patrondur. İsmi ne olursa olsun yerli ve milli teknik patron...
Mister Ne Demek İster; Sorunumuz Ne?

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Uygur Türklerinden Gelen Bir Devlet: Eretna Devleti

Eretna Devleti(1327-1381)                 Anadolu Selçuklu Devleti’nin XIV. Yüzyılın başlarında yıkılması sonucunda, yine aynı yüzyılın ikinci yarısında Orta Anadolu’da Sivas ve Kayseri merkez olmakla birlikte, “Alaeddin Eretna Bey” tarafından kurulmuştur(1327). Kurulan bu devlet, diğer Türkmen Beyliklerinden farklı bir yapısı ve özelliği bulunmaktadır.                 1-) Eretna Bey’in Hayatı                 “ Eretna , Uygur Türklerine mensup bir aileden gelmekteydi . [1] ” Fakat Emir Eretna ile ilgili yeterli ve kesin bilgiler bulunmamaktadır. “ Horosan-İran-Irak ülkeleri ile Azerbaycan’a hakim olan İlhanlı Devleti(1256-1335) ordusunda ikinci dereceden bir emir durumunda bulunan Emir Eretna hakkında yeterli bilgi bulunmayışını tabii karşılamak gereki...

Türk Devletlerinin Kuruluş Süreci; Kurttan Türeme Mitleri

Tarih boyunca herhangi bir coğrafi bölge üzerinde birçok devlet kurulmuş ve yıkılmıştır. Konumu itibariyle birçok devletin kurulup, yıkılmasına şahitlik eden devletler ve siyasi teşekküller [1] bulunmaktadır. Şüphesiz ki bu siyasi teşekküller bir şekilde yanbaşlarında gelişen olayları kayıt altına almıştır. Bu kayıtları yaparken bazı unsurları kullanmaktan kaçınmamışlardır. Özellikle eski çağlarda görülen bu kayıt tutma yöntemi, tarihin babası olarak görülen Herodotos [2] ’un da kullandığı hikayeleme yöntemidir. Dünya Tarihi'nde en çok devlet kurmuş medeniyetlerden biri de Türklerdir. Türklerin ana vatanı olarak kabul ettiğimiz Orta Asya Coğrafyası’nda Büyük Hun Devleti, Kök-Türk Devleti, Kutluk(II. Kök-Türk) Devleti, Uygur Devleti gibi birçok devletin birbiri ardına kurulduğu görülmektedir. Bu devletlerin ortaya çıkış süreçlerinde bulunduğu yer bakımından komşu olduğu Çin İmparatorluğu'nun hanedan kayıtları sayesinde elimize geçen belgeler bulunmaktadır. Bu belgelerd...

Mister Ne Demek İster? Bölüm:2 "Biraz Vizyon İster Misiniz?"

     Merhabalar, bugün konumuz bir önceki bölümde olduğu gibi milli takım durumu.Öncelikle kısa bir özet geçip konumuzla ilgili görüşlerimi aktarmaya çalışacağım. Türkiye Futbol Federasyonu'nun resmi internet sitesinden 11.02.2019 tarihli yaptığı açıklama ile A Milli Takım Teknik Direktörü Mircea Lucescu ile yollar ayrıldı. -Bu yazımı kaleme almaya başladığımda yeni teknik sorumlu açıklanmamıştı. O yüzden ben akışıma sabit kalacağım en sonda Sayın Şenol Güneş Hoca'mızın açıklamalarından neler çıkardığımı dile getirmeye çalışacağım.- Lucescu gönderildiğinde ilk olarak oynatılan kötü futbol ve başarısızlık üzerine nasıl bir yol güdülmeliydi diye düşündüm. Acaba formda giden bir antrenör mü gelmeli yoksa vizyon sahibi bir antrenör mü gelmeliydi? Ben bu soruya yakın arkadaşlarımla konuşurken ya artık vizyona mı yönelsek 5 yıl 7 yıl hiçbir şey beklemeden geçiş süreci adı verilsin de bu sürecin sonucunda turnuva takımı olsak diyordum. Örnek verecek olursak halihazırda Altınor...